Hacıalioğlu Çiğköfte Derince’de Açıldı
18.09.2018
Harikalar Sahili’nde Çok Önemli Karar
18.09.2018
Derince’de İlk Ders Zili Çaldı
17.09.2018
Anasayfa > Haberler > Cumhurbaşkanı Erdoğan: Afrin'e Girdik Giriyoruz
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Afrin'e Girdik Giriyoruz
İyilik Ödülleri Programı'nda konuşan Erdoğan, "Şu an itibarıyla 3400 teröristi etkisiz hale getirdik. Ne yaptık? Afrin'e girdik, giriyoruz çok fazla bir şey kalmadı." dedi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Zeytin Dalı Harekatının başlangıcından bu yana 3400 teröristin etkisiz hale getirildiğini bildirdi.

 

Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezinde Türkiye Diyanet Vakfı tarafından düzenlenen "Uluslararası 4. İyilik Ödülleri" programında Türkiyenin 81 ilinden gelen il müftülerine hitap etti.

 

Konuşmasına "Dünyanın farklı ülkelerinden, kıtalarından Türkiyeye teşrif eden bütün misafirlerimize hoş geldiniz diyorum. Sizleri, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde, milletin evinde, bu gazi mekanda ağırlamaktan şahsım, milletim adına büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Bu yıl dördüncüsünü tevdi ettiğimiz iyilik ödüllerinin ve İyilik Haftasının ülkemiz, milletimiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum." diyerek başlayan Erdoğan, ödül töreni için Diyanet teşkilatına da teşekkürlerini iletti.

 

Erdoğan, dört sene önce "Dünyayı iyilik değiştirecek" sloganıyla bu çalışmaya öncülük eden eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmeze de gayretleri için şükranlarını sundu.

 

"Birileri mazlumların kanı ve gözyaşı üzerinden semirmeye çalışırken bizim kuruluşlarımız Suriyeden Iraka kadar tüm insanlığın yüzünü ağarttı." diyen Erdoğan, kurulduğu günden beri "Hayrun Nas Men Yenfeun Nas (İnsanların en hayırlısı insanlara en faydalı olanıdır)" düsturuyla vakıf bünyesinde emek vermiş herkesi tebrik etti.

 

Vakıf mensupları, hayırseverler ve gönüllülerden ahirete irtihal edenlere Allahtan rahmet, hayatta olanlara sağlıklı ve hayırlı ömürler dileyen Erdoğan, ödüle layık görülen örneklerin İslamın özünü, ruhunu da anlattığını söyledi.

 

İslamın ihsan, ahlak ve merhamet dini; cahiliye toplumundan asrısaadete geçiş yolculuğunun serdarı Hazreti Muhammedin güzel ahlakı tamamlamak için gönderilmiş bir merhamet elçisi olduğunu vurgulayan Erdoğan, kız çocuklarını katleden, kadınlara zulmeden bireylerin İslam ile müşerref olduktan sonra Hz. Ömer gibi adalet timsallerine dönüştüğüne dikkati çekti.

 

İslamın içkiyi su gibi tüketen, kendi elleriyle yaptıkları putlara tapan cahiliye toplumundan insanlığın kutup yıldızları sahabeler çıkardığını dile getiren Erdoğan, kibir, haset, cehalet, ve şirkle kararan kalplerin Kuran-ı Kerim ve Sünneti Seniyyenin nuruyla aydınlığa ve felaha kavuştuğunu söyledi.

 

Mehmetçiğin, Özgür Suriye Ordusuyla birlikte teröristlerden temizlediği her toprak parçasıyla aynı zamanda bölge halkının geleceğini de kurtardığını ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

 

"DEAŞ bahanesiyle coğrafyamıza biçilmeye çalışılan kefeni Allahın izni, milletimizin duası ve kahraman askerlerimizin mücadelesiyle paramparça ettik, ediyoruz. Bir asır önce nasıl emperyalist hevesleri kursaklarda bıraktıysak, bugün de aynısını tüm güney sınırımız boyunca yapacağız. Suriye sınırımız 911 kilometre. İnsanlıktan, adalet ve merhametten taviz vermeden, hakkımızda yürütülen kara propagandaya aldanmadan Afrini, Münbiçi ve Suriyenin kuzeyini bu katil sürülerinden tamamen temizleyeceğiz. Tüm bu toprakları Suriyeli kardeşlerimizin emniyet ve huzur içerisinde yurtlarına dönebilecekleri bölgeler haline getireceğiz. Böylece hem bölgedeki Kürt, Arap ve Türkmen kardeşlerimizi terör örgütlerinin zulmünden kurtaracak hem de Suriyenin yeniden inşasına yönelik anlamlı bir adım atacağız."

 

"Afrine girdik, giriyoruz çok fazla bir şey kalmadı"

Bu yılki vefa ödülünün de çok anlamlı bir yere gittiğini gördüğünü vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

 

"Vefa ödülünün milletimizin göz bebeği, istiklalimizin ve istikbalimizin teminatı, bölgemizdeki mazlumların muhafızı kahraman Mehmetçiklerimize takdim edilmesinden de büyük bir memnuniyet duydum. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, gerçekleştirdiği başarılı operasyonlarla hem vatanımızın güvenliğini temin ediyor hem de terör örgütlerinin zulmüne maruz kalan kardeşlerimizin yardımına koşuyor.

 

İşte son birkaç gündür Afrinden yansıyan insanlık dışı manzaraları sizler de görüyorsunuz. Sivilleri canlı kalkan olarak kullanan, kurduğu tuzaklarla çocukları katleden terör örgütünün makyajı tel tel dökülüyor. Şu an itibarıyla 3400 teröristi etkisiz hale getirdik. Ne yaptık? Afrine girdik, giriyoruz çok fazla bir şey kalmadı. Ama biz işgal için girmiyoruz. Biz, Afrini oraların gerçek sahiplerine teslim etmek için giriyoruz."

 

"Bilerek konuşun, bilmeden konuşmayın"

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Maliden Somaliye, Kazakistandan Belarusa, Moskovadan Suriyeye, Arakandan Amerikaya kadar gittikleri her yerde, Türkiye Diyanet Vakfının çalışmalarına şahit olduklarını belirterek, konuşmasına şöyle devam etti:

 

"Birileri Suriyeye binlerce kamyon dolusu silah ve mühimmat gönderirken Türkiye Diyanet Vakfımız oraya binlerce kamyon insani yardım malzemesi gönderdi, gönderiyor. Kızılayımız aynı şekilde gönderdi, gönderiyor. AFADımız aynı şekilde gönderdi, gönderiyor. Şimdi ben dünyaya sesleniyorum, peki siz ne yapıyorsunuz? Siz varil bombalarıyla bombalarla Doğu Gutada binlerce çocuk, yaşlı, kadın bu insanları öldürürken, siz Suriyenin genelinde 1 milyona ulaşan insan öldürürken ve öldüren insana sahip çıkarken, biz sadece mazlum ve mağdur olanlara yardım elini uzatıyoruz. Aramızdaki fark bu. Bize kalkıp akıl veriyorlar, diyorlar ki Sivil insanlar ölüyor. Bilerek konuşun, bilmeden konuşmayın. Biz sivil insanları hiçbir zaman hedef almadık. Eğer sivilleri de hedef alsaydık Afrin çoktan düşmüştü beyler. O kadar hassas gidiyoruz ki aman siviller vurulmasın. Buna dikkat ediyoruz ama bunlarda böyle bir şey var mı, yok. Bunlar sivildi, sivil değildi, hiç fark etmez bombaları yağdırıyorlar. İşte bizi onlardan ayıran bu. Biz bu hassasiyetimizi yine aynen gözeterek yolumuza devam edeceğiz."

 

"İlahiyat hocalarımız alanı hiçbir zaman boş bırakmayacaklar"

"Doğru, yerinden kalkıncaya kadar, yalan dünyayı dolanır gelir." atasözünü hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

 

"Öyleyse alanı boş bırakmayacağız. Az önce müftülerimizle bir sohbetimiz oldu, o sohbette de söyledim, burada da söylüyorum, tüm Diyanet camiamız, başta Din İşleri Yüksek Kurulumuz olmak üzere, Türkiyenin dört bir yanındaki mensuplarıyla alanı hiçbir zaman boş bırakmayacaklar. Tüm ilahiyat fakültelerimiz, ilahiyat hocalarımız da alanı hiçbir zaman boş bırakmayacaklar. Ondan sonra Biz vazifemizi yaptık, ne oldu diyemezler. Bunun çözüme uğraması için kesinlikle bu vazifenin yapılması lazım ki gelip birileri oraları işgal etmesin."

 

İletişim araçlarının bu derece geliştiği, internet, sosyal medya ve cep telefonunun hayatın her anına girdiği bir dönemde menfi haber, yorum ve ifadelerin çok daha hızlı yayıldığına işaret eden Erdoğan, soran ile sorulan arasında kalması gereken beyanların bir anda milyonlarca insana mal olabildiğine dikkati çekti.

 

İlgili ilgisiz birçok kişinin, bunları maksadı aşacak şekilde Müslümanları ve İslam dinini karalamak için kullanabildiğini vurgulayan Erdoğan, "Ben bu salonda bulunan müftü ve hocalarımız başta olmak üzere tüm alimlerimizin, tüm ilahiyatçılarımızın bu noktada azami hassasiyet göstermesini bekliyorum." çağrısını yaptı.

 

"Dibini görmediğimiz kuyuya asla dalmayacağız"

 

"Cihan bağında ey aşık budur maksudu insü cin. Ne kimse senden incinsin ne sen bir kimseden incin." dizelerini okuyan Erdoğan, irşad ve tebliğ vazifesinin kimseyi incitmeden, kimseden incinmeden, daima güler yüzle yerine getirilmesini istedi.

 

Erdoğan, "Bu süreçte İslamı anlatırken ne kınayıcının kınamasından korkacağız ne de din ve millet düşmanlarına istismar malzemesi vereceğiz. Bilhassa sosyal medyanın ve internetin parıltısına aldanmayacak, bu tür platformlara gönlümüzü kaptırmayacak, dibini görmediğimiz kuyuya asla dalmayacağız. Sözümüzün ağırlığını bir kuyumcu titizliliğiyle tartarak, güzel sözle güler yüzle birliğimiz ve sevgimizle insanları İslama çağırmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

 

İslam dünyasının ağır bir imtihandan geçtiğini vurgulayan Erdoğan, "Müslümanlar olarak birbirimize kenetlenmemiz, safları sıklaştırmamız, kardeşlik ve dayanışmayı yüceltmemiz gereken bir dönemdeyiz. Buradaki tüm kardeşlerimin şu gerçeği gördüğüne inanıyorum; birileri bizi ısrarla FETÖ, DEAŞ ve Boko Haramın temsil ettiği bu sapık din anlayışlarına mahkum etmeye çalışıyor. Sahih ve sahici İslam düşüncesi yerine ehlileştirdikleri, özünden ve ruhundan kopardıkları, işlerine gelince de rahatça kullanabildikleri bu yapıları bize adeta dayatıyorlar." diye konuştu.

 

"Hukuk içerisinde bedelini ödeyecekler"

 

Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişiminde Türkiye genelinde 251 şehit, 2 bin 193 gazi olduğunu hatırlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

 

"Bunlar bizde yara, biz bunları unutmadık, unutmuyoruz ve unutmayacağız. Hukuk içerisinde de bunun bedelini ödeyecekler. FETÖnün 15 Temmuz gecesi döktüğü onca kana rağmen halen Batılı ülkelerde rağbet görmesinin, bu örgüte kol kanat gerilmesinin sebebi budur. Aynı şekilde DEAŞın uzun süre bitirilmemesinin, DEAŞa katılımların önüne bilinçli bir şekilde geçilmemesinin nedeni de aynıdır. Batılıların jargonuyla söyleyecek olursak DEAŞ ve FETÖ, eski Romanın sembollerinden Janusun biri doğuya diğeri batıya bakan iki yüzü gibidir, olay bu. Bir başka ifadeyle bu iki örgüt Müslümanların arasına sokulmuş içine de fitne gizlenmiş Truva atıdır. Her ikisinin de amacı bizi ifsat etmek, iman ve itikadımızı zehirlemektir."

 

FETÖ ve DEAŞın, yegane kuruluş gayesinin Müslümanlara yönelik operasyonu kolaylaştırmak olduğunu söyleyen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

 

"İslam ümmeti olarak artık şunu görmemiz gerekiyor; birileri bizi kendi dinimizin kavramlarıyla kendi dinimize mensup gözüken kadrolarla vurmaya çalışıyor. Yanlışın en tehlikelisi doğruya en yakın olandır. derler. Fark edilmesi en zor düşman bizim gibi giyinen, konuşan, görünendir. Mesele beyaz pirincin içindeki beyaz taşı bulup çıkarmaktır. Müslüman basiret ve feraset sahibi olarak bir kez ısırıldığı delikten bir daha asla ısırılmamalıdır. Hayır, eğitim cihat gibi dinimizce mukaddes olan kavramların birilerinin sinsi emellerine kolayca maske yapılmasına rıza göstermemeliyiz. Özellikle gençlerimizin elimizden kopartılıp alınmasına, üç beş şarlatanın elinde mankurtlaşmasına asla müsaade etmemeliyiz. Unutmayın modern Hasan Sabbahların sapık ve sapkın din anlayışlarıyla evlatlarımızı efsunlamasına, neo haşhaşilere çevirmesine izin vermemeliyiz.

 

TSKye vefa ödülü

 

Diyanet İşleri Başkanlığınca, Türk Silahlı Kuvvetleriyle (TSK) ilgili hazırlanan video salondakilere izletildi.

 

Ardından bu yılki "Vefa Ödülü", milletin birlik ve beraberliği, selameti için canını hiçe sayan kahraman Türk ordusu adına Genelkurmay Başkanı Orgeneral Akara takdim edildi.

 

Genelkurmay Başkanı Akara ödülü, Cumhurbaşkanı Erdoğan verdi.



   
Tweetle Facebookta Paylas
 
 
BAŞKAN DERİNCE KURUMSAL BİLGİ HİZMETLERİ PROJELER E-BELEDİYE İLETİŞİM
Özgeçmiş
Başkanın Mesajı
Başkana Mesaj
Fotoğraf Albümü
Muhtarlarımız
Tarihi
Nüfus
Vizyon
Misyon
Komisyonlar
Yönetim Şeması
Belediye Encümeni
Başkan Yardımcıları
Müdürlükler
Bilgi Edinme
Kent Rehberi
Vapur Saatleri
Başvuru Takip
Online Ödeme
Duyurular
Online İmar Durumu
Online Harita
Beyaz Masa
Derince Kurumlar